Anasayfa
Beni Hatırla
Yeraltı Edebiyatı
Kültür - Sanat
Açıklama
Bilgi
Albüm


asilerin,
kaybedenlerin,
hayalperestlerin,
günahkârların,
küfürbazların,
beyaz zencilerin,
aşağı tırmananların,
yola çıkmaktan çekinmeyenlerin,
uçurumdan atlayanların...
dili,sesi

yeraltı edebiyatı...
Yorumları (14)
Serdar 22:15 31.03.2009

dövüş klübü - chuck palahniuk
eşiktekiler - philippe djian
son sürgün - dragan babic
acemi pezevenk - ola bauer
yatak odasinda felsefe - marquis de sade
tavandaki kukla - ingvar ambjornsen
gönüllü sürgün suerte - claude lucas
erojen bölge - philippe djian
kozmik haydutlar - a c weisbecker
hayran olunasi kazanova - philippe sollers
gösteri peygamberi - chuck palahniuk
kuzey gözcüsü - ola bauer
isis - tristan hawkins
tikanma - chuck palahniuk
ayrıntı yayınlarıyla türk okurlarına sunulan seri

Onur Pars 23:28 31.03.2009

www.ozgurroman.com
inceleyin bi..

Serdar 00:22 01.04.2009

arkadaşlar şimdilik sayımız çok az ama önemli olan da bu toplum hiçbir zaman bilinci yansıtmaz .daha doğrusu cogunluk bilinçten öte sürü güdüsünü oluştururdu..hepiniz hoş geldiniz

Serdar 14:11 01.04.2009

arkadslar henüz yetrince vaktim olmamasından dolayı pek fazla bi içerik ekleyemdim desteklerinizi bekliyorum..

Serdar 16:45 13.04.2009

kötü haberin dumanı, köpeklerin hayata çığlıkla elvedasıdır..
frenin acı sesi duyulur önce.. ve sonra köpeciğin ciğer parçalayan acı uluması...
sevimli ve pistir, ayakları tutmaz takatsiz, titrer durmadan ağlar sessiz sessiz... ya toparlanıp gidecektir o ulmadan sonra, ya da gözyaşlarıyla ölecektir orada.
allen gingsbeg-bütün beat kuşağını etkileyen o ünlü ulumasından

Harun Yılmaz 12:41 17.04.2009

kinyas;

'hiç uykum yok.hiç uyuyamıyorum.domuz gibi içiyorum.ama gözlerimi kapalı bile tutamıyorum.sabaha beş var.annemi düşünüyorum.nerelerdedir şimdi? aynada kendime bakıyorum bazen.ve tek kelime etmesem bile vücudum yaşadıklarımı,hayttan ne anladığımı anlatmaya yetiyor.sağ omzuma kendi çizdiğim kelebek,beğenmediğim için üzerine attğım çarpı işareti ve altında aynı kelebeğim bir japon tarafından çok daha iyi işlenmişi.sol dirseğimin iki parmak yukarısındaki kurşun yarası.bileklerimdeki otuz dört dikiş.medeniyeti bi aralar ,herkes gibi yaladığımı kanıtlayan apandisit ameliyatımın izi.ve sırtımı kaplayan tanrının yüzü.bilmiyorum...hızlı yaşadım .ama genç ölmekten çok hızlı yaşlandım! ancak hayattayım.'
kayra bi gün bana 'mutsuzluğna hiçbir çare aramıyosun' demişti.

Kinyas ve Kayra - Hakan Günday

Harun Yılmaz 12:42 17.04.2009

"kabul ediyorum,yüklerin çoğu hayaliydi.ama benim için hayal gerçekten daha fazla acıtacak kadar hissettiriyordu kendini. sanki dünyayı bacaklarının arasından çıkarmış bir kadın gibiydim. her yerini ve herşeyini biliyordum, doğurduğu bebeğini tanıyan bir anne kadar... her şeyi bildiğim için vasiyetimde tek bir cümle olacaktı: "beni yüzüstü gömün.çünkü yeterince gördüm.""

Kinyas ve Kayra - Hakan Günday

Serdar 16:14 17.04.2009

arkdalar..aradığım ve edinemediğim bir şiir var çevirebilecek olan varsa çevirebilir yok elinde türkçesi olan varsa bana mail atabilir mi..aradığım şiir beat kuşağının manifestosu olarak da kabul edilen uluma şiiri ..allen gingsberg imzalı bulursanız beni sevindirirsizinz...

Serdar 16:14 17.04.2009

kötü haberin dumanı, köpeklerin hayata çığlıkla elvedasıdır..
frenin acı sesi duyulur önce.. ve sonra köpeciğin ciğer parçalayan acı uluması...
sevimli ve pistir, ayakları tutmaz takatsiz, titrer durmadan ağlar sessiz sessiz... ya toparlanıp gidecektir o ulmadan sonra, ya da gözyaşlarıyla ölecektir orada...ulumadan azıcıgı allen gingsberg

Nihan 17:34 29.04.2009

Drayer Baba bizi izliyor :))

Serdar 15:39 27.03.2010

serinin beğendiğim kitapları arasına beyaz zencileri de koyuyorum, kendisini hiç bir yere yahut kmiseye ait hissetmeyen ve o marjinaliteyi üzernde taşıyan herkes bence okumalı bu kitabı.öteki kavramı üzerine yetrince düşünmeye itti beni öncelikle, biz sistemin neresindeydik,bu bunalım hali ne kadar sürecekti ve aklıma fight club dan gelen cümle geliverdi:'' biz tanrı'nın istemediği çocuklarıyız''.bu herşeyi özetledi aslında.Sistemin hiçbir yerinde hayat bulamayan çırpınışlarımızla her daim isyan etmeye(başkaldırmaya)teşne yaşamlarımızı sürdüyoruz.Varolma kaygımızı yavaş yavaş yoluyoruz ta ki çırılçıplak kalna dek.

Serdar 01:00 04.03.2012

Yeraltı edebiyatı, ve beat kuşağı denilince ilk akla gelen yazınlardan biri olan on the road'un çekimleri bitmiş ve bu yıl itibariyle on the road'u sinemada görebileceğiz. walter sales ın yönetmenliğinde çekilen filmde sam riley Sal karakterine can verecek,Garrett Hedlund ise dean karakterine..ilgilere heyecanla duyurulur.

Serdar 00:58 14.03.2012

ben jack in apandistiyim.

Serdar 01:15 14.03.2012

İlk yola çıkışım
yıllar evveldi, istanbula geliştim. Bir anda gitmek istedim, yeni bi şeyler görmek istedim, duramadım yerimde, abim işteydi evde yalnızdım. Abimin kitaplarından üç tanesini yürüttüm, sahafa gittim, inanın tek kuruş param yoktu mecburdum 12 lira verdi sahaf üçüne, ucuza da olsa sattım onları. tütünüm vardı, diş fırçamda hazırdı.küçük sırt çantamı omuzladım ve tren garına gittim, haydarpaşaya. Hani o sözü o an söylemek isterdim ama içimden gelmedi'' yeneceğim seni İstanbul''. ben Anadoluyu görmek istiyordum, daha doğuya gitmek istiyordum en uca. kaçak bindim trene onbeş dakika kadar tuvalette saklandım, banliyö treneydi, Düzceye varsam kafiydi. çıktım sonra, bendeki de şans ya çıkar çıkmaz bilet kontrolörüyle karşılaştım, biletimi sordu, önce safça orama burama baktım, yoktu adam anlıyordu. bir sonraki durakta indirdi beni lanet herif, hafızalarına da hayranım onların zaten. indim epey yürüdüm otostop çekebileceğim bir yer aradım, çektimde sonunda, ama o kadar fazla araba olmasına karşın tek araba durmadı. Dönebilirdi ordan, bitebilirdi orda herşey ama olmadı, yapmadım, kulağımdaki müzikte git diyordu. bir vakit sonra küçük bir kamyon durdu içinde kamyon gibi küçük ak saçlı bir adam ankaraya gidiyormuş, aldı beni. yolda bolca sohbet ettik adam yorgundu ve açtı. bu arada ramazan aylarındayız saatte ilerlemişti. bolu da bir iftar adırına girdik yemeğimizi yedik. sigaramızı yaktık yola devam ettik.ankarya vardık akşam dokuz gibi adamla vedalaştık. ben Wisam ı aradım o sedayı beni ikisi kızılay da karşıladılar, ahh ne neşelili ne mutlulardı. beraber nedjimaya gittik biralarımızı devirdik, sonra eve geçtik yumurta yaptık bira sonra yine bira. güzel geceydi. sabah yine yola koyuldum durmadım, duramadım. ankaranın dışına kadar giden bir otobüse bindim vardım ve otostop yine başladım, sanırım işin püf noktalaarını kavramaya başlamıştım, çok geçmeden bir araba durdu beni kırıkkaleye kadar bıraktı o adamı hatırlamıyorum. sonra bir tır dedi ki ben elazığa kadar gidiyorum olur dedim ama kırşehirde bi gece geçirmem gerek olur dedim. arkdaşlarımı aradım bir gece onlarda sabahladım sabah buşuştuk ve elazığa vardım. sonra diyarbakır, sonra mardin, sonra şırnak, cizre. yol bitmedi sonra döndüm ordan.. bu da başlangıç olsun..