Anasayfa
Beni Hatırla
6
puan
FORUMLAR > FELSEFE > "Aşk, sevgi, üreme, cinsellik ..." üzere
08.09.2010 17:57 PM
Mustafa demiş ki:

Hayır. Doğa şöyle düşünüyor:

Sağlıklı yavru meydana getirme sürecinde "kadın ortalama yılda bir yavru" şeklinde bir kısıtlamaya dahildir. Ancak erkek yılda yüzlerce yavru yapımına destek verebilir.

Bu yüzden dikkat edilirse, kadın üreme sonrası erkeğine, yuvasına daha bir bağlı hâle gelir. Erkek ise bu süreçte bir hâyli uzaklaşır. ( Aldatmaların genellikle hamilelik döneminde zuhur etmesi. Buna uzmanlar basit bir şekilde, "eşiyle cinsel ilişkiye girememesi" olarak yorumlasa da, asıl nedeni budur. )

Bu açıdan doğa "daha fazla kaliteli yavru" stratejisinden ötürü, yavrunun biyolojik babasına gerek olmadığını düşünmektedir. Bu duruma hayvanlar aleminde sıklıkla rastlarız. Tabi bizlerin "beden itibariyle" evrimleşmiş bir hayvan olduğunu söylemek de pek rahatsız etmez herhalde :)

ama insanoğlu sadece içgüdüsel hareket etmiyor işte. o yüzden tek eşlilik diyorum :)

Bu mesajı
1 kişi beğendi
08.09.2010 18:14 PM
Güneş demiş ki:

ama insanoğlu sadece içgüdüsel hareket etmiyor işte. o yüzden tek eşlilik diyorum :)

İnsanoğlu kendini beden zannettiği sürece "içgüdüsel" hareket ediyor :) Beden bilincinin dışına çıkıp değerlendirme yapabilmek ise hiç kolay değil. Bağırsaklarında meydana gelen bir uyarıya karşı koyamayıp soluğu tuvalette alan insanoğlu, beyinde meydana gelen fizyolojik ve hormonal tepkimelere nasıl, ne ile karşı koyar bilinmez.

08.09.2010 18:25 PM
Mustafa demiş ki:

Evet :) Akte bilimsel olarak gözlemlenen bir olgudur ve gerek sebebi, gerek oluşumu, gerekse de bitişi beynin fizyolojisi ile alakalıdır. Akteyi bir perdeye benzetmiştim yazımda, kişilerin birbirlerinde farkları görmesini engelleyen bir perde. E bu perde çekiliykenki değer yargıları ile perde kalktığındaki değer yargıları bir olmuyor ve kişi " ne halt etmişim ? " diyor.

hımm...peki..Yazın bir öneri gibi görünsede hayatın ta kendisi olmuş..Çok gerçekçi olmasıda insana kabulde zorluk yaşatıyor..

Yazın için teşekkürler..

08.09.2010 18:35 PM
Züleyha demiş ki:

hımm...peki..Yazın bir öneri gibi görünsede hayatın ta kendisi olmuş..Çok gerçekçi olmasıda insana kabulde zorluk yaşatıyor..

Yazın için teşekkürler..

Gerek akte, gerek belen, gerekse de serti "beyinde gözlemlenebilen" kavramlardır.

Aktenin, belenin ve sertinin "beyinde üretilen hormonal bir salgı" olduğunu kabul etmek bir hâyli zor geliyor. Ancak gerçekçi olmalı ve varlığımızla yüzleşmeliyiz.

Zaten böyle bir başlığın Hocam'da "yüzlerce yanıtlanma sayısına" ulaşması gerekiyorken, onlarca mesajda kalmasının nedeni de bu.

08.09.2010 21:36 PM
Mustafa demiş ki:

İnsanoğlu kendini beden zannettiği sürece "içgüdüsel" hareket ediyor :) Beden bilincinin dışına çıkıp değerlendirme yapabilmek ise hiç kolay değil. Bağırsaklarında meydana gelen bir uyarıya karşı koyamayıp soluğu tuvalette alan insanoğlu, beyinde meydana gelen fizyolojik ve hormonal tepkimelere nasıl, ne ile karşı koyar bilinmez.

ezbere konuşuyorsun gibi geliyor bana. beynin yapısına bölümlerine girmeyelim şimdi ama senin örneğinden yola çıkayım o zaman. tuvalete gitmek zorunda olan bi insan mesela o an çok önemli bi iş görüşmesindeyse kendini tutabilir di mi:) ya da akte nedeniyle bi çocuğu oldu ama sonra erkek 'bu kadını bırakmayım şimdi çocuğuma babalık yapayım' falan şeklinde birlikte kalabilir. fizyolojik etkenlere bazen sosyal nedenlerden dolayı ket vurabiliriz yani.insan olmanın farkı burda zaten heralde.

08.09.2010 22:26 PM
Güneş demiş ki:

ezbere konuşuyorsun gibi geliyor bana. beynin yapısına bölümlerine girmeyelim şimdi ama senin örneğinden yola çıkayım o zaman. tuvalete gitmek zorunda olan bi insan mesela o an çok önemli bi iş görüşmesindeyse kendini tutabilir di mi:) ya da akte nedeniyle bi çocuğu oldu ama sonra erkek 'bu kadını bırakmayım şimdi çocuğuma babalık yapayım' falan şeklinde birlikte kalabilir. fizyolojik etkenlere bazen sosyal nedenlerden dolayı ket vurabiliriz yani.insan olmanın farkı burda zaten heralde.

:)) Örneğin bir hâyli komik olmuş. Tutup da "insanın hangi noktaya değin tuvaletini tutup tutmayacağını" konuşursak daha da komikleştiririz sohbeti. Neyse, benim vermiş olduğum örnek bir hususa işaret eden basit bir misâl. İşaret ettiğim mânâyı anlamaya çalış.

Aynı şekilde yazmış olduklarım "kesin böyle olacaktır" şeklinde bilgiler değildir. Kişi sınırlı akte duygusu ile birlikte beleni ve sertiyi de yaşayabilir tek kişide. Her ne kadar ayrı gibi görünse de içiçe geçmiş duygulardır. Ancak "ölçüm" yapılamayacağından ötürü, her duygunun diğerlerinden "ayrı" özelliklerini sunmaya çalıştım yazımda.

Bu noktada tabi ki akte duygusu az iken bir anda sertiye dönüşebilir. Serti zaman sonra akteye dönüşebilir. ( serti birlikteliğinin ayrılığa dönüşmesi sonucu ).

Dolayısıyla gerek ilk başta verdiğin örnek, gerekse de "akte duygusu nedeniyle çocuğu olan bütün erkekler ayrılmaz!" şeklinde sunmuş olduğun bilgi, gereksiz bir çıkış olmuş.

08.09.2010 22:44 PM
Talat
Atılım Üniversitesi | Mekatronik Mühendisliği

bagımsız seler bunlar

08.09.2010 22:46 PM

 Bu referanduma evet :F

25.10.2010 12:47 PM

Sonunda..

Yazıda farkettiğim hayli şey oldu. Okumakta gecikmişim sanki. Evrensel kümeciğim, eline sağlık

25.10.2010 13:23 PM
Nurullah
Kocaeli Üniversitesi | Mekatronik Mühendisliği

başta özet geç ... dedim ama sonra üşenmedim, okudum,  velhasıl kelam yazını beğendim.

"Yazımda, bilgilerin daha net anlaşılabilmesi ve konuya eski bilgilerle yaklaşılmasını önleyebilmek amacıyla "aşk, sevgi, hoşlantı, cinsellik" gibi "kalıplaşmış" kelimeleri kullanmak yerine, "anlam ifade etmeyen" bir takım terimler kullanılacaktır. Diliyorum ki "anlatabilme ve anlaşılabilme" başarısını gösteririm bu sayede. "

ayrıca burdan dolayı da +1.

 

var uyeara='/uyelerdeara.php'; var grupara='/gruplarda_ara.php'; var forumara='/forumda_ara.php';