puan
hoca sen alıntı yapma
sapıtıyor ortam
Neden konuşmuş?
Doksanlı yılların sonunda, bir grup gazeteci Altunizadede cemaate bağlı bir dershanenin üst katında Fethullah Gülenile bir sohbet toplantısı yapmıştık. Daha sonra Yeni Yüzyılda da yayınladığımız o röportajdan aklımda kalan 3 şey var. Birincisi, Fethullah Hocanın, milliyetçi dozu yüksek İslam yorumunda net bir biçimde Suudi Arabistan ve İranrejimlerine (ve dolaylı olarak o dönem iktidarda olan Refah Partisine) mesafe koyması; ikincisi ünlü Alman filozof Immanuel Kantdan alıntı yapması; üçüncüsü de yattığı odanın duvarında Mescid-i Aksanın resminin olduğunu anlatması.
Bütün bunlar hafta başında Gülenin Wall Street Journalda Gazzeye yardım filosunun ilgili açıklamalarını okurken aklıma geldi.
Her gün, ve her gece başını kaldırdığında Kudüsü ve Al-Aksayı gören birinin herhalde Filistin meselesine duyarsız olduğunu düşünmek abes. Tam tersine günlerdir konuştuğum cemaat mensuplarından anlıyorum ki, Gülen Gazzedeki durumdan rahatsız, hareket bünyesindeki Kimse Yok mu? derneği şu zamana kadar 3 milyon dolar yardım yapmış Filistine.
Hamas dış politikası mı?
Peki o zaman Fethullah Hoca, neden konuşma gereği hissetti? Türkiye Mavi Marmaranın şokunu atlatamamışken, Pennsylvania üzerinden gelen bu mesajı nasıl algılamak lazım?
Bana sorarsanız Gülen, Türkiyeyi Doğu ve Batı arasında köprü misyonundan uzaklaştırıp hızla Arap dünyasının dehlizlerine sokan; Avrupa yolundaki Batılı Müslüman kimliği yerine Hamas ve Ahmedinejatın uluslararası hamisi konumuna getirmeye başlayan psikolojik atmosferi görmüş ve dur demek istemiştir
Gülen hareketi, dünyanın farklı yerlerindeki okul ve sivil toplum kuruluşlarıyla Türkiye sınırlarını aşan bir güçtedir. Hareket, aynı Türkiye gibi, gücünü İslam ve Batı arasında bir köprü olduğu ve bunu dinamik bir işgücüyle pekiştirebildiği için elde etmiştir. Böyle küresel iddiası olan bir hareketin ruhani lideri Gülenin, Türkiyenin küresel çıkarlarının örselenmekte olduğunu düşündüğü noktada bir çıkış yapması, anlaşılabilir.
AK?Partiyle kopuş değil
Tabii yorumlarda fazla ileri gitmemek lazım. Bu AK Parti ile Gülen hareketi arasında bir siyasi kopuş değildir. Geçmişte Gülenin Milli Görüş hareketine yönelik uyarıları oldu. (1997de başörtüsüne fürüat diyerek Refahı eleştirdi.) AK Parti 2007de merkeze kaydığı ve Türkiyeyi Avrupaya sokmaya vaat ettiği için %47 destek almıştı. Gülenin şimdiki açıklamaları olsa olsa AK Partiye Merkeze dön; Milli Görüş çizgisine kayma hatırlatmasıdır. Türkiye sınırlarının kat kat ötesinde bir global misyon üstlenen Gülen, otoriteye başkaldırmak meyve vermez sözleriyle AK Parti dış politikasında bir anda beliren çatışmacı uslubun, uzun vadede Türkiyeye zarar vereceğini görmüştür. Tahminim bu uyarı, hükümet nezdinde kabul görecektir.
Tabi ki Gazzedeki ambargo gayri insanidir. Mavi Marmaraya yapılan baskın vahşice Türk kanının dökülmesine neden olmuştur ve Türkiye bunun hesabını soracaktır. Sormalıdır.
Ancak yaşananlar Türk dış politikasını İHHye endeksli, Haması kollamak üzerine kurulu, Batı ve İsraile kafa tutan bir noktaya itmemelidir. Batı Bloğunın bir parçası olan Türkiye, Gazze konusunda, çatışmacı değil akılcı olmalıdır. Ambargo öyle kalkar.
Maalesef biri dur demezse mevcut atmosfer, uzun vadede Türkiyeyi marjinalize etme riski taşımaktadır. Neden? Örneğin Mavi Marmarada ölenlerin cenazeleri, yalnız Filistin değil Hamas bayraklarına sarıldı; Hamas ve Hizbullahbayraklarının dalgalandırıldığı bir merasimle toprağa verildi. Aynı görüntüler Taksim mitinginde vardı. Başbakan Cuma günü Konyada Katil İsrail sloganları arasında bir saat İsraili yuhalattı. Siz Avrupanın bu görüntülerin olduğu bir ülkeye kapılarını açacağını düşünebiliyor musunuz?
İsraile kızsalar da...Dünya Netanyahuya ne kadar kızarsa kızsın, İsraile karşı cephenin lideri olmaya soyunan bir ülkeyi uzun vadede Batıda barındırmayacaktır. Maalesef küresel gerçekler böyle. Bu görüntüler Türkiyeyi uzun vadede Batıdan koparır. Oysa 2007deki %47 oy, Hamas için değil, Doğuda ve Batıda küresel hacmini genişleten Batılı Müslüman Türkiye içindir.
Mavi Marmaradaki bir grup İHH gönüllüsü, İsraile karşı cihat ederek şehit olmak istemiş olabilir. İnandıkları dava uğruna ölme hakları vardır. Ancak İsraile karşı cihat, Türkiyenin davası değildir. Bizler için şehit, ümmet değil, Hamas değil, vatan uğruna ölendir. Şehit, İskenderundur, Giresundur, Şırnaktır...
Bu arada memleketin bir köşesinde...
Doksanlı yılların sonunda, bir grup gazeteci Altunizadede cemaate bağlı bir dershanenin üst katında Fethullah Gülenile bir sohbet toplantısı yapmıştık. Daha sonra Yeni Yüzyılda da yayınladığımız o röportajdan aklımda kalan 3 şey var. Birincisi, Fethullah Hocanın, milliyetçi dozu yüksek İslam yorumunda net bir biçimde Suudi Arabistan ve İranrejimlerine (ve dolaylı olarak o dönem iktidarda olan Refah Partisine) mesafe koyması; ikincisi ünlü Alman filozof Immanuel Kantdan alıntı yapması; üçüncüsü de yattığı odanın duvarında Mescid-i Aksanın resminin olduğunu anlatması.
Bütün bunlar hafta başında Gülenin Wall Street Journalda Gazzeye yardım filosunun ilgili açıklamalarını okurken aklıma geldi.
Her gün, ve her gece başını kaldırdığında Kudüsü ve Al-Aksayı gören birinin herhalde Filistin meselesine duyarsız olduğunu düşünmek abes. Tam tersine günlerdir konuştuğum cemaat mensuplarından anlıyorum ki, Gülen Gazzedeki durumdan rahatsız, hareket bünyesindeki Kimse Yok mu? derneği şu zamana kadar 3 milyon dolar yardım yapmış Filistine.
Hamas dış politikası mı?
Peki o zaman Fethullah Hoca, neden konuşma gereği hissetti? Türkiye Mavi Marmaranın şokunu atlatamamışken, Pennsylvania üzerinden gelen bu mesajı nasıl algılamak lazım?
Bana sorarsanız Gülen, Türkiyeyi Doğu ve Batı arasında köprü misyonundan uzaklaştırıp hızla Arap dünyasının dehlizlerine sokan; Avrupa yolundaki Batılı Müslüman kimliği yerine Hamas ve Ahmedinejatın uluslararası hamisi konumuna getirmeye başlayan psikolojik atmosferi görmüş ve dur demek istemiştir
Gülen hareketi, dünyanın farklı yerlerindeki okul ve sivil toplum kuruluşlarıyla Türkiye sınırlarını aşan bir güçtedir. Hareket, aynı Türkiye gibi, gücünü İslam ve Batı arasında bir köprü olduğu ve bunu dinamik bir işgücüyle pekiştirebildiği için elde etmiştir. Böyle küresel iddiası olan bir hareketin ruhani lideri Gülenin, Türkiyenin küresel çıkarlarının örselenmekte olduğunu düşündüğü noktada bir çıkış yapması, anlaşılabilir.
AK?Partiyle kopuş değil
Tabii yorumlarda fazla ileri gitmemek lazım. Bu AK Parti ile Gülen hareketi arasında bir siyasi kopuş değildir. Geçmişte Gülenin Milli Görüş hareketine yönelik uyarıları oldu. (1997de başörtüsüne fürüat diyerek Refahı eleştirdi.) AK Parti 2007de merkeze kaydığı ve Türkiyeyi Avrupaya sokmaya vaat ettiği için %47 destek almıştı. Gülenin şimdiki açıklamaları olsa olsa AK Partiye Merkeze dön; Milli Görüş çizgisine kayma hatırlatmasıdır. Türkiye sınırlarının kat kat ötesinde bir global misyon üstlenen Gülen, otoriteye başkaldırmak meyve vermez sözleriyle AK Parti dış politikasında bir anda beliren çatışmacı uslubun, uzun vadede Türkiyeye zarar vereceğini görmüştür. Tahminim bu uyarı, hükümet nezdinde kabul görecektir.
Tabi ki Gazzedeki ambargo gayri insanidir. Mavi Marmaraya yapılan baskın vahşice Türk kanının dökülmesine neden olmuştur ve Türkiye bunun hesabını soracaktır. Sormalıdır.
Ancak yaşananlar Türk dış politikasını İHHye endeksli, Haması kollamak üzerine kurulu, Batı ve İsraile kafa tutan bir noktaya itmemelidir. Batı Bloğunın bir parçası olan Türkiye, Gazze konusunda, çatışmacı değil akılcı olmalıdır. Ambargo öyle kalkar.
Maalesef biri dur demezse mevcut atmosfer, uzun vadede Türkiyeyi marjinalize etme riski taşımaktadır. Neden? Örneğin Mavi Marmarada ölenlerin cenazeleri, yalnız Filistin değil Hamas bayraklarına sarıldı; Hamas ve Hizbullahbayraklarının dalgalandırıldığı bir merasimle toprağa verildi. Aynı görüntüler Taksim mitinginde vardı. Başbakan Cuma günü Konyada Katil İsrail sloganları arasında bir saat İsraili yuhalattı. Siz Avrupanın bu görüntülerin olduğu bir ülkeye kapılarını açacağını düşünebiliyor musunuz?
İsraile kızsalar da...Dünya Netanyahuya ne kadar kızarsa kızsın, İsraile karşı cephenin lideri olmaya soyunan bir ülkeyi uzun vadede Batıda barındırmayacaktır. Maalesef küresel gerçekler böyle. Bu görüntüler Türkiyeyi uzun vadede Batıdan koparır. Oysa 2007deki %47 oy, Hamas için değil, Doğuda ve Batıda küresel hacmini genişleten Batılı Müslüman Türkiye içindir.
Mavi Marmaradaki bir grup İHH gönüllüsü, İsraile karşı cihat ederek şehit olmak istemiş olabilir. İnandıkları dava uğruna ölme hakları vardır. Ancak İsraile karşı cihat, Türkiyenin davası değildir. Bizler için şehit, ümmet değil, Hamas değil, vatan uğruna ölendir. Şehit, Son Düzenleme: Huseyin Nail Karaaslan @ 07.06.2010 10:01
çok garip fetullah gülen son dönemin iki kritik olayında da konuştu..
''Biri Baykalı süpüren kaset olayı idi. Baykal, kamuoyu önüne istifa için çıktı. Tarihi bir anda durup dururken bir mesaj verdi: Pensilvanyadan aldığım üzüntü ve destek mesajlarının samimiyetine inandığımı da belirtmek isterim. Belki durup dururken değildi!''
Gülenin ikinci sürprizi ABD, İsrail savunma hattından geldi.Wall Street Journal, İmam Gülenin ABDde bir yayına verdiği ilk söyleşiyi yayınladı.
''Gülen, Gazzeye yardım organizatörlerinin, İsrailin rızasını aramamış olmaları, otorite tanımazlığın işareti demişti. Kendi hareketiyle bağlantılı bir yardım örgütü Gazzelilere yardım etmek istediğinde, İsrail iznini almaları gerektiğinde ısrar ettiğini söylemişti. Yazı, Gülen hareketi kitabı yazarı Ebaugha dayanarak, İzleyicileri gelirlerinin üçte birini onunla bağlantılı kuruluşlara vermek zorunda dediği Gülen hakkında, onun yorum yapmak istemediği bir eski haberi de anmıştı:
Gülen izleyicilerine, yerel (ABDli) Kongre üyelerine yardım yapmadan kendisini ziyaret edemeyeceklerini söyledi.
Bağımsız araştırmacı gazeteci Joe Laurianın yazısındaki unsurlardan birinin, Güleni destekleyenlerden biri eski CIA mensubu ve şimdi (CIA bağlantılı) düşünce kuruluşu Rand Corporationun daimi danışmanı Graham Fuller olması da ilginçti.''
ne kadar uzunmuş alıntı yapınca, kendi yazdıklarım görünmüyor. bi kere daha yazayım, Hüseyin Hocam, kimin makalesidir?
ne kadar uzunmuş alıntı yapınca, kendi yazdıklarım görünmüyor. bi kere daha yazayım, Hüseyin Hocam, kimin makalesidir?
Aslı Aydıntaşbaş'ın milliyet gazetesindeki köşe yazısı.
Son dönemlerde önemli bilgileri toplayıp güzel yorumlarda bulunuyor..
İsrail-ABD-Türkiye üçlüsünün baskın öncesi diplomasisini de kendisinden öğrenip okumuştum..
evet ya milliyet'te manşet olmuş, keşke daha önce gazetelere baksaymışım.
En basit ve ilk aklıma gelen cevabı söylüyorum:
BOP İsrail'in bölgede krala dönüşeceği, Türkiye'nin onun amelesi yapılacağı, Amerika'nın finansal bakımdan ve siyasi askeri bakımdan destek vereceğ bir o.ç luk projesiydi. Bu projeyi "ben eş başkanım" diyerek sahiplenen şahsiyeti biliyorsunuzdur sanırım... Ayrıca BOP'un Orta Doğu'da gerçekleştirilmesi için en fazla çalışan Türk Fetullah Gülen'dir. Kendisi Osmanlı'daki ümmetçilik olaylarını tekrar yellendirip arkasına milyonları almak isteyen bir şahıstır. Amerika onda bu azmi ve insanları etkileme yeteneğini görünce gerekli desteği vermiştir zaten. Fetullah Gülen ve tayfası Orta Doğu'da iplerin onların elinde olacağını düşünerek bu işi sahiplenmiştir. Oysaki BOP ile esas reisin İsrail yapılmak istenmektedir. Bunun olacağını ya anlayamıyorlar yada bir dalavere düşünüyorlar.
SONUÇ: BOP projesinin ölmediğini aha da bu röportajdan cillop gibi anlıyoruz. Gülen İsrail'e bu desteği vererek herşeyi GÜN gibi ortaya koymuştur.
Ekleme: Ohh yee gerçekler tokat gibi
okusaydım iyidi ama zor geldi
ölse de kurtulsak

