Anasayfa
Beni Hatırla
0
puan
FORUMLAR > SİYASET & GÜNCEL > Menderes'in 464 günü
Bu mesajı
2 kişi beğenmedi
03.12.2009 13:38 PM

Adnan Menderes'in ölümüne dek yaşamını geçirdiği Yassıada'daki günlerinin anlatıldığı bir günlük, 49 yıl tutulduğu sandıktan çıkarıldı.
 

Türkiye tarihinde özellikle ordu mensuplarına ait günlükler, ne kadar eleştirildilerse bir o kadar da merak edildiler. 27 Mayıs darbesinin ardından tutuklanan Demokrat Parti yöneticilerinin Yassıadaya getirilmesiyle birlikte tutulmaya başlanan bu günlük de adada görevli bir yüzbaşıya ait. Yüzbaşı Kazım Çakır, Adnan Menderesin Yassıadadaki 464 günlük tutukluluk dönemini bir mermi sandığında sakladığı günlüğüne tek tek not etti. Yüzbaşı Kazım Çakırın, idama giden Menderesin ruh halini ince ince resmettiği günlüğü ilk kez POSTA Gazetesinde gün ışığına çıkıyor.

27 Mayıs 1960 darbesi denilince akıllara ilk olarak Ordu Foto Film Merkezinin çektiği dönemin Başbakanı Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkanın idam fermanlarının iliştirildiği o beyaz önlüklü ve ipe asılı bedenlerinin görüntüleri düşer. Peki, ne olmuştu da iktidarın en tepesindeki isimler o idam sehpasına çıkmıştı?

Demokrat Parti (DP), oyları silip süpürerek CHPyi devirip 1950de iktidar olmuştu. 1954 ve 1957 seçimlerinde de yine iktidar olsa da oy oranlarının düşmesiyle sarsılan DP, giderek daha kızgın ve baskıcı bir hükümet haline gelmişti. 10 yıl kesintisiz olarak başbakanlık yapan 58 yaşındaki Adnan Menderes halkın gözünde artık yıpranmıştı. Geniş bir kesim, artık ordunun yönetime el koyması gerektiğini yüksek sesle dile getiriyordu. Kurtuluş Savaşının Galip Hocası, Lozan Barış Konferansının müşaviri, Atatürkün başbakanı, Cumhurbaşkanı Celal Bayar bu kötü gidişatın farkındaydı. Menderesi darbe ihtimaline karşı çok önceden uyarmış ama sözünü dinletememişti...

ARTIK ÇOK GEÇ HANIMEFENDİ
Darbeden bir gün önce saat 21.00de Ankaradaki Harp Okulunda hareketli dakikalar yaşanıyordu. Daha sonra 14ler olarak anılacak olan Kurmay Albay Alpaslan Türkeş ve 13 arkadaşı son hazırlıklarını yapıyorlardı. Darbeye saatler kala Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Çankaya Köşkündeydi. Saat 05.25te Ankara Radyosundan Albay Alpaslan Türkeşin kalın ve boğuk sesi duyulunca Köşkün ışıkları bir bir yandı. Radyodaki ses, Türkiyenin ilk siyasi darbesinin ilanını yaparken devrik Cumhurbaşkanı Celal Bayarın şaşkın, üzgün ve terlemiş yüzü Çankaya Köşkündeki tedirginliği daha da artırdı. Peki, şimdi ne olacaktı? Hapse mi atılacaklardı, kurşuna mı dizileceklerdi?..

MİLLET VE ORDU SİZİ İSTEMİYOR
Bu arada Adnan Menderes ise ortalarda yoktu. Dalga dalga yayılan korku Adnan Beyin evini de sarmıştı. Eşinin yerini öğrenemeyince iyice endişelenen eşi Berin Menderes, 14 yaşındaki oğlu Aydını da yanına alarak Köşke giderken belki Adnanın yerini bilen biri çıkar diye düşünüyordu. Köşke vardığında titreyen bir sesle Bayara sordu; Adnan nerede? Şimdi ne olacak? Milli Mücadelenin Galip Hocası 77 yaşındaki Bayar, Artık çok geç hanımefendi. Kaderde ne varsa o yaşanacak dedi. Bu kısa görüşme sonrası Berin Hanım eve dönerken askerler de Köşkün etrafını sardı. Teslim olması için verilen süre bitince Köşke giren askerleri karşısında bulan Bayar, önce direnmeyi, cebindeki silahı askerlere sonra da kendisine sıkmayı düşündü. Tümgeneral Burhanettin Uluç da Köşkte karşısında teslim olmak istemeyen bir Bayar görünce Millet ve ordu sizi istemiyor. Buna bizi siz mecbur bıraktınız diye bağırdı. Bayar da bağırarak yanıt verdi: Bu işi siz yapamazsınız. Buraya seçilerek geldim. Bayar tabancasını şakağına dayadı. Şakası yoktu. Bunun üzerine askerler Bayarın üzerine atlayarak silahı elinden aldı.

O sıra Eskişehirde olan Menderes, darbeyi özel kalem müdürünün uykudan kaldırmasıyla öğrendi. Menderes ve yanındakiler gün doğarken Eskişehir Bölge Komutanlığına gittiler.

SÖZ VERMİŞLERDİ: DARBE OLAMAYACAK
Menderes, bölge komutanlığından, Ankaradaki Genelkurmay Başkanlığını aradı. Çünkü komutanlar, Menderese birkaç gün önce söz vermişlerdi: Darbe olmayacak Menderes o sözü verenlere ulaşmayı deniyor ama sonuç alamıyordu. Durumu anlamıştı! O sırada bölge komutanlığının telefonu çaldı. Telefonun ucunda tüm engelleri aşıp Menderese ulaşmayı başaran bir kadın vardı. O kadın, Menderesin 9 saatlikken ölen gayrimeşru çocuğunun annesi, dönemin ünlü opera sanatçısı Ayhan Aydandı. Menderes, darbeyi öğrenip kendisini arayan sevgilisi Ayhan Aydana ümitsiz bir ses tonuyla sadece tek bir cümle söyleyebildi: Yarım saate kadar Eskişehirden ayrılıyoruz. Hava Albay Muhsin Batur, Ankaradan gelen emir doğrultusunda Menderes ve yanındakileri, Kütahyaya vardıklarında gözaltına aldı. Menderes ve beraberindekiler, önce Eskişehire oradan da uçakla Ankaradaki Kara Harp Okuluna götürüldüler. 10 yıllık bir iktidar işte böyle son bulmuştu. Ordu, kışlasından çıkmış, Ankara sokaklarında tanklarını yürütüyordu. Ertesi sabah Milliyet Gazetesi İdare Orduda, Hürriyet Gazetesi de Türk Ordusu Vazife Başında manşetiyle çıktılar. Halk sokaklara dökülmüş ihtilali kutluyordu!

MENDERES FENALAŞIYOR
Darbenin ardından Düşükler diye anılmaya başlanan DPlilerin ağaçsız, susuz bir kaya görünümündeki Yassıadaya getirilmelerinin üzerinden iki gün geçmeden TBMM ve Anayasa feshedildi, tüm hak ve yetkiler darbeyi yapan Milli Birlik Komitesine (MBK) verildi. MBKnın başına darbeden hemen önce emekli olan eski Kara Kuvvetleri Komutanı Cemal Gürselin getirilmesine karar verildi. İzmirde kahvede tavla oynarken bulunan Cemal Ağa tekrar üniformayı giydi ve devlet başkanı oldu. Orgeneral Cemal Gürselin, Mecliste yeminini ettiği saatlerde ise Menderes, Yassıadada sinir krizi geçiriyordu. O zamanlar genç stajyer bir avukat olan Hüsamettin Cindoruk, Menderese, Aydındaki çiftliklerine el konulduğu haberini vermişti. Bunun üzerine fenalaşan Menderes, adadaki revire kaldırılmıştı. Adada böyle hareketli günler yaşanırken Yüzbaşı Kazım Çakır da günlüğe ilk notunu düşüyordu:


Son Düzenleme: Mehmet @ 03.12.2009 13:40
Bu mesajı
1 kişi beğenmedi
03.12.2009 13:40 PM

* 25 Haziran 1960
Burada olan bitenleri bir deftere yazma fikri bende dün uyandı. Mümkün mertebe gizli olması icap ediyor. Hatta hiç kimsenin eline geçmemesi lazım. Aksi halde beni birliğime gönderebilirler. Defteri Tomson mermi sandığının içinde mermilerin altında saklamayı ve akşamları yazmayı uygun buldum. Depo, güvendiğim evim. Tehlikeyi bertaraf ettim. Menderes sıhhatli ve çok temiz. İlk gün hiç uyumadan aralıksız sigara içti. Bitirmeden aynı sigarayla diğerini yaktı. Odasının içinde bize doğru bakmadan dolaştı. Canı sıkıldığı belli oluyordu. DPliler çaresizlik içinde perişan, düşünceli, çekingen. Celal Bayar, kendisini meşgul etmek için bir şeyler bulmaya çalışıyor.

Ada komutanı Yarbay Tarık Güryay çok sert ve disiplinliydi. Ama Yassıadadaki düzeni bir türlü oturtamamıştı. Ne de olsa ordu ilk kez darbe yapıyordu! Yüzbaşı Kazım Çakır, adada yaşanan bu kesmekeşi günlüğüne şöyle not ediyordu:

*26 Haziran 1960
Buraya geleli 27 gün oldu ama hâlâ keşmekeş içindeyiz. Görevimizi kesin olarak bilmiyoruz. Talimat yok. Tutukluların kültürlü oluşu işimizi kolaylaştırıyor. Şunlar yapılmayacak dendi mi yapılmayacak denilen hareketlere benzeyenlerini de yapmıyorlar. Menderes bugün bana Beni Tarık Güryay ile görüştürür müsünüz? dedi. Ben de, Biraz sonra kumandana bu isteğinizi arz edeceğim deyip yanından ayrıldım. Kumandana arz ettim. Komutan, Ben Menderese uğrayacağım dedi ama uğramadı

TIRAŞ EDİLİRKEN TER İÇİNDE KALIYORDU
Yassıadada tutuklulara, idama gidecek olsalar bile mahkeme gününe kadar iyi bakılması gerekiyordu. Bayar, adaya kolay uyum sağlamış, Menderes ise çocukluğundaki korunmaya muhtaç tavrını sürdürüyor, sigara ve yemek konusunda ısrar ediyor, üstleri siyah beneklerle dolu uzun etli parmakları arasındaki ağızlığa yerleştirdiği sigaraların birini yakıp birini söndürüyordu. Kendisine acı veren meşhur yalnızlık ve ölüm düşünceleriyle günlerini geçiriyordu. Ölümle, anne ve babasını, ardından ablasını veremden kaybedince tanışan Menderes, askerliğinin bir bölümünde gittiği Suriye cephesinde de zehirli sıtmaya yakalanmıştı. Menderes, doktorların Bu genç yaşamaz dediği kişiydi. Ardından geçirdiği uçak kazası Mendereste yerleşik bir ölüm korkusu bırakmıştı. Daha idam kararı ortada yokken Menderesi derin bir ölüm korkusu sarmıştı çoktan. Kabuslar görüyor, geceleri ter içinde uyanıyordu. Bu durumu Yüzbaşı Kazım Çakır da gözlemişti:

28 Haziran 1960
Sakal tıraşı olurken berbere çok dikkatli olmasını tembih ettim. Çünkü Menderes, berber çene altını tıraş ederken ustura boğazına yaklaşınca terlemeye başlıyordu. Tıraş bir an önce bitsin diye avurtlarını şişirerek berbere yardımcı oluyordu

 YIRTILAN SIR KAĞITLAR
Menderesin Yassıadadaki odasında tutuklularla konuşması yasak, bir nöbetçiden başka kimsesi yoktu. Zaten odasında bulunan dinleme cihazı da sohbet etme imkanını yok ediyordu. O yıllarda daha güvenlik kamerası olmadığından yazışarak iletişim kurmaları en güvenli yoldu. Yüzbaşı Kazım Çakır, yakınlık kurmak istediği ve gizliden gizliye sevgi ve saygı duyduğu Menderes ile yazışarak anlaşıyordu. Yalnız bu sessiz görüşmelerin aynı zamanda kapıdaki nöbetçilerin de dikkatini çekmemesi gerekiyordu. Bunun için zaman zaman Menderese dönerek yüksek sesle kısa ve emir dolu cümleler söylüyordu. Bunun numara olduğunun Menderes de farkındaydı:

29 Haziran 1960
Saat 21.00de sigarasının bittiğini haber verdiler. Bir paket Yenice alarak yanına gittim. Kağıda, Müsaade ederseniz sigara 3 paket olsun. Mektuplarımı aileme ulaştırma konusunda yardımcı olduğunuz için size minnettarım diye yazdı. Ben okuduktan sonra da karaladı. Nöbetçilerin şüphelenmelerine hiç meydan vermiyordu. Nöbetçilerin kendisiyle konuşmasını istiyordu. Ama kumandanın kesin emri vardı; Tutuklularla katiyen konuşulmayacak. Nöbetçi subaylar ne yapsın? 1 saat nöbet. Sessiz sedasız Yanlarında hiç konuşmadan nöbet tutan subayların bulunuşu Menderes ve Bayar için başka türlü bir ceza oluyordu. Mamafih benim ceza dediğim bu durumları Bayar Burada istirahat ediyoruz deyip kesip atıyor.

Menderes ve Bayar ada kumandanı Yarbay Tarık Güryayın bulunduğu binada ifadeleri alınırken düştükleri çıkmazdan çok fena oluyorlardı. Menderes bazen arkadaşlarına yaklaştığını bile fark edemiyordu. Gözlerinin görmeyişinden değil, başka şeyler düşündüğünden. Bizim telaşımızdan arkadaşlarına rastladığımızı anlıyor, içinde çok şeyler saklı bir baş selamıyla bu karşılaşmalar son buluyor. Yüzbaşı Kazım Çakır, Menderes ile gizliden iletişim kuran tek kişi değildi. Menderesin odasında nöbet tutan Deniz Üsteğmen Mehmet Nuri Taşdelen, ilk kez gördüğü Menderesin kendisini ayakta karşılayarak Hoş geldiniz demesinden çok heyecanlanmıştı. Kolay mı, karşısında Türkiyeye 10 yıl başbakanlık yapmış Adnan Menderes duruyordu.

Üsteğmen yeni aldığı ve hiç kullanmadığı siyah bakalit ağızlığını Menderese uzattı. Hediye etmek istiyordu Menderes bu hediye ağızlıkla ilk sigarasını içti. Üsteğmen, Menderesin çöpe attığı eski ağızlığı eğilip aldı. Konuşmak yasak olduğundan, işaretle eski ağızlığı hatıra olarak saklamak istediğini anlattı Menderes çok duygulandı, gözleri doldu. Genç subayın başını sevgiyle okşadı

SÜNGÜLER EŞLİĞİNDE YASSIADA
Darbeden sonra DPliler etrafı tepeden tırnağa silahlı askerlerle çevrili olan Harp Okulunda geçirdikleri iki haftanın ardından uçakla İstanbula getirildi. 17 Şubat 1959da Menderes ve yanındaki heyeti Türkiyeden İngiltereye götüren THY uçağı Londra yakınlarında düşmüş, kazada 14 kişi ölmüştü. Kurtulan 7 yolcudan biri de Menderesti

Acaba, Menderes Yassıada günlerini başlatacak Ankara- İstanbul uçağında bu kazayı hatırlamış mıydı bilinmez ama bu seyahat, Menderesin son uçak yolculuğu olacaktı Uçak, İstanbul Yeşilyurttaki askeri havaalanına indiğinde genç subaylar DPlileri hakaretlerle karşıladılar. Hatta işi çok ileri götürüp DPlilerin suratlarına tükürenler bile olmuştu! DPliler süngüler eşliğinde hücumbota bindirilip Marmaradaki iki hayırsız adasından biri olan yassı görünümlü, eni 185, boyu 740 metrelik Yassıadaya götürüldüler. Aynı günün gecesi Berin Hanım ve çocuklarına da haber gitti: Adnan Bey, Yassıadaya götürüldü.

MENDERES 1 NOLU ODAYA YERLEŞTİRİLDİ
Darbeye aylar kala aslında bir deniz eğitim merkezi olarak kullanılan bu adada koğuşlara DPliler için ranzalar konulmuş, pencerelere demir parmaklıklar takılmış, odalara dinleme cihazları yerleştirilmişti. Adaya ayak bastıkları 10 Haziran günü Menderesi karayılan motifli bastonuyla bir subay karşıladı. Bu subay ada kumandanı Yarbay Tarık Güryaydı. Ters ve sert bir adam olan Yarbay Tarık Güryay, aralarında devrik cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar, milletvekillerinin de bulunduğu 400 kadar tutuklunun adadaki kabusu olacaktı. Yarbay Tarık Güryayın emriyle, Menderes tek kişilik 1 numaralı odaya, Celal Bayar 2 numaralı odaya, Meclis Başkanı Refik Koraltan ile Adnan Menderesin en yakın ve belki de hayattaki tek gerçek dostu, hemşerisi Milli Savunma Bakanı Etem Menderes ise 3 numaralı odaya yerleştirildi.

Bu mesajı
1 kişi beğendi
03.12.2009 13:42 PM
Nizam
Orta Doğu Teknik Üniversitesi | Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği

yazik oldu.

Bu mesajı
1 kişi beğendi
03.12.2009 19:08 PM
Fatih
Marmara Üniversitesi | Türk Dili ve Edebiyatı

milletten olmaya karar verdiğinden jakoben fasonlar bir emirle harcadılar adamı ve alınlarına kara bir leke sürdüler.menderese jkadar 50 de TCde sadece 13 köyde elektrik vardı.bugün geniş yolları bile bu adama borcluyuz.bu memlekette çalışanı gümbürtüye götürürler ataturk özal kahveci gaffar okan  eşref bitlis muhsin niceleri diyetimizdir.angutlugumuzun diyeti.

Son Düzenleme: Fatih Boran @ 03.12.2009 19:10
Bu mesajı
1 kişi beğenmedi
03.12.2009 19:12 PM

 

bundan daha komik bir fotoğraf olamaz heralde.