puan
Ben alışılmamış bir insanım biliyorum
Bir karanlıktır ben de pırıl pırıl zamanlar
Mağrur kalbim her yerde asi ve yalnız
Neyleyim umduğum gibi çıkmadı insanlar.
Herkes bir şey aldı götürdü benden
Dağıttım kaç yıl sevgilerimi cömertcesine
Gözlerim bir vefa arar, arar da bulamaz
Nicedir hasret kulaklarım bir dost sesine
Bilirim, çoğu gün hüzünlüdür bakışlarım
İçimde biri ağlar güldüğüm zaman bile
Gömerken kalbime bütün arzularımı
Yanarım yaşanmamış anıların özlemiyle
Sevdiğim mahzun şarkılardır, hüzünlü resimler
Garip akşamlarda yaşadığımı anlarım
Çevremde kim varsa konuşur durmadan
Ben hep bir heykel asaletiyle susarım.
Gecenin bir yerinde teselliler biter de
Dağıtır saçlarımı onun güzel elleri
Kokusu rengi kalır ellerinin gecelerde
Doğan gün uzaklardan getirir sevdiğimi.
başka türlü birşey_ Can Yücel
Hani demiştim ya uyudum ben, büyüdüm ben diye aslında o ne zaman dendi biliyor musun??
Büyüdüm artık ben dedin uçarım artık sensiz dedin
Bu söz öyle bir zamanda geldi ki belki de en çok doğru olduğuna inandığım, evet dediğim, seni beklediğim, nefesinle var olduğum ve onu beklediğim zaman geldi.
Önce yıkıldım sanırım ya da şok mu demeliyim.. sonra adapte olmaya başlamak, alışmak ve sanırım kanıksamak aldı sırasıyla yerini.. ve ben şimdi diyorum ki sana vurduğun, kıydığın anılara ve benim kıyamadıklarıma kıyışına inat HELAL ETMİYORUM HAKKIMI SANA VE DE EMEKLERİMİ
Şimdi git bakalım..sana en büyük cezayı veriyorum seni sana ve bensizliğe mahkum ettiM...!!!
ömer kroğlu : kendine iyi bak
Aysel git başımdan ben sana göre değilim
Ölümüm birden olacak seziyorum.
Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Aysel git başımdan istemiyorum. Attila İlhan
Sana gitme demeyeceğim.
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar.
Yanımda kal.
Sana gitme demeyeceğim.
Yine de sen bilirsin.
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
İncinirsin.
Sana gitme demeyeceğim,
Ama gitme, Lavinia.
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme, Lavinia.
> sümeyye betül
gerisi kasım
mevsimlerden arta kaldım kışa ekle beni yine de
buğusu silinmiş camların kiridir ellerime bulaşan
son kelimemi de aminlere sakladım
riyasında gençliğimi düğümlediğim kapılar
iklim kolluyor yağmur bitene kadar
demek seni öğrettiler bana bu gün:
bir annenin doğurduğudur kasımpatı-
yağan varsa üstüme yorduğumdur ki
iplik iplik söküldü kime baktımsa
kim estiyse üşüdüm sen diye buz tuttu seslerim-
den sevinçler kattım demetlerine şehrimin
bir bağışlamalar eskittim ki sorma
beni şair kıldı; yalan kıldı bu gün
sağlam niyetler tuttum ışığa kapandım
sana yeşil, sana çınar, sana dağ gibi
cesur -kasımpatı- övünçler dikeceğim
okuduğum duyduğum ne varsa yorulduğum
sana yanılacağım sevincimi çok görme
işte ben! bu dörtlünün parmaklığısın
varlığını kavramak gibi hallerim
ben dediysem, yöresinde sen bulunmaz tekiller
yetişemediğim gölgesi günlerimin mesela
çünkü ben, dedi ki, günlerden kasımpatı
sen çoğalan sesini muhalif alıştır
ben! çoğal ve sesini alıştır tasdike
sonra kişilik kuralım teorik dengelerden
adımlarımız uygun; adım uygun; ileri!
ve sen ve ben bireylem etmeyeceksek
haberimizi salalım hakir kılsınlar bu cinneti
sorsunlar bunca ayrık duruşumuzdan
sorsunlar; bir adımız var kaç parça gerisi
|
Seni Sevmek Seni sevmek balığı Urfada avlamaktırBalıklı gölde yasak olduğu için güzeldir Seni sevmek Munzur dağlarında kamalı keklik avıdır Hani keklikler yorulur da kara düşünce kalkamaz... Seni sevmek yedisinde bir sabinin günlük gelirine konmaktır Alaca şafakta çıkmıştır yola Simidinin yarısını satmıştır Yüreği küçülmüştür elleri büyüdükçe... Seni sevmek bir trencinin tren altında kalması gibidir Çığlığı düdük sesine Hasreti raylara takılı kalır... Seni sevmek kaşarlaşmış bir celladın kendini asması gibidir Asılı cesede bakıp ta hem ağlar hem güler ya Oysa bir avuç gözyaşıdır bedenini astıklarından arta kalan... Seni sevmek zordur güzelim Seni sevmek çelişkilidir Ölümle yaşamın kardeşçe birliğidir Ölünün mezarı görüp vazgeçmesi gibidir Buna rağmen seni sevmek güzeldir... |
|
İlyas Salman |
![]()
...Ne hesabını veremeyeceğim bir günüm oldu ne de vicdanımı lekeleyen bir geçmişim...... Ne hissettiysem onu söyledim , onu yaşadım... Yaşadığım bir tek andan bile pişmanlık duymadım... Asla keşkelerim olmadı... Hiçbir zaman kendimle vicdan mahkemesi yapmak zorunda kalmadım... Karşıma bazen gerçek yüzler , bazen sahteler çıktı ama olsun ben yine sadece hislerimle yaşadım.. Asla sevmediğim birine seni seviyorum demedim , ya da asla birini severken karşılığını beklemedim... Dostluğuma değer biçmedim , sevgime ise hiçbir zaman sınır çizmedim... Sevdiysem sonuna kadar gittim,bitirdiysem öldürse de hasreti geriye dönmedim... Bazen çok kırıldım , bazen belki de kırdım... Ama hata insana mahsustur dedim..Affettim , af diledim.. Kimileri birden fazla kırdılar kalbimi ama ben onları yinede affettim.. Onlar belki beni saflıkla yargıladılar.Belki de içten içe sinsice güldüler... Ama asıl unuttukları şuydu... Ben aldanmadım... Aldanan her zaman kendileri oldular ama bunu anlayamadılar... Bir insan kaybının ne olduğu bilemedikleri için... Kaybetmek onlar için bir alışkanlık haline geldiği için...... Oysa ben hiç insan kaybetmedim... Sadece zamanı geldiğinde vazgeçmeyi bildim o kadar.............
Can YÜCEL
daha çok bir önsöz olsa da;
Sanma ki kasıklarıma yayılan bu barut yaraları hovarda sevişme saatlerinden kalma birer hatıra:
Onlar akşam güneşlerinin yuvarlandığı, arzusuz uçurumlarda tek kurtuluş ümidi olarak biten cılız dalların şairane yavşaklığı.

