Anasayfa
Beni Hatırla
3
puan
FORUMLAR > KONU DIŞI > Ali Şeriati'den Japonya analizi
Bu mesajı
5 kişi beğendi
08.09.2013 02:55 AM

 Olimpiyatı Japonya'ya vermelerinin ardından bu analizi paylaşmasam içimde kalır 

... Japonlar İranlı sermayedarlar gibi Tahran'da 200 milyon tümene ev alacağına, sade bir ev alırlar ki bu ev de fabrikasına yakındır.Onlar fabrika işçisinin yediği yemekten yerler, elbisesini işçisininkinden ayırt edemezsiniz. Aynen işçi gibi çalışır, milyonları vardır ancak bu paralar başka bir üretim için harcanır. Japonya'da bir "patronage" meselesi vardır. Patronage bir tür babalık durumudur. Bu Japon dini Şintoizm'in bir parçasıdır. Manası da alt tabakadakiler, yani ezilmişler için bir nevi baba olmaktır. Bu özellik Japon ekonomisine de yansımıştır. Öyle ki ekonomisi sırf kuru bir ekonomik sistem değil, maneviyatla güçlü ilişkisi olan bir sistemdir. Görüldüğü gibi kanaat, üretimden kaçmak değil; aksine üretime daha fazla önem vermek ve buna vurgu yapmaktır. Zira az tüketip çok üreten toplumlar mutludur, zarar görmez ve hiçbir zaman böyle bir toplumda enflasyon olmaz.

Bizim toplumumuzda ise bir adam hali hazırda bir evi olmasına rağmen başka bir ev daha alır ve otuz yıl boyunca her ay ödeme yapar. Ancak Japonyalı bunun aksini yapıyor. Yani mal yığma ve tüketim yerine parayı üretime sokuyor. O, Şintui'yi, Patronage'i ekonomi alanına dahil etti. Batıda işçi ile işveren , patron , mal sahibi ve sermayedarlar arasında birbirine zıt, düşmanca ve garip bir ilişki var. Patron işçinin kanını emmeye çalışır, işçi de elinden geldiğince işten çalar ve greve gider. 

Oysa Japonya'da şunu görürüz. Örneğin, Hitaçi Fabrikası iflas ettikten sonra, iflasını iki yıl boyunca ilan etmez. Bunu işçisinden gizli tutup bir şey yokmuş gibi yoluna devam etmeye çalışır. Tek tek bütün işçiler için diğer fabrikalarda iş bulup onları oraya yönlendirir. Bu açıdan gönül rahatlığına kavuşunca eşyalarını toplayıp fabrikayı kapatır. Bu işçi diğer fabrikaya gidince görür ki, sermayedar ve işveren ile işçi arasında bir tür merhamet ve şefkata dayalı dini bir babalık (patronage) ilişkisi vardır. İşçi sanki kendi öz babası için çalışıyor , baba da bir dindar, bir zahit gibi tüketiyor. Yani orada bir çelişkiye sebebiyet vermiyor.

Oysa eğer işverenin arabası, elbisesi, plajı ve evi işçisinden farklı olsa, orada her zaman bir kompleks oluşur, patlama olur ve işçi, işveren için gönlünden gelerek çalışmaz. Bundan dolayı Japon ekonomisi bütün olumsuz şartlara (çokça dışa bağımlı bir ülkedir) rağmen gelişme kaydediyor.

Bu mesajı
8 kişi beğendi
1 kişi beğenmedi
08.09.2013 02:56 AM

 

08.09.2013 02:57 AM
Beril
Selçuk Üniversitesi | Uluslararası İlişkiler
Celal demiş ki:

 

 asşdlkasşdklasşdasşldkaşsld bu ne lannnnn 

08.09.2013 02:58 AM
Şahin
İstanbul Teknik Üniversitesi | Kontrol Mühendisliği
Celal demiş ki:

 

 ne ara ya 

08.09.2013 02:59 AM
Sena
Gazi Üniversitesi | Endüstriyel Teknoloji Öğretmenliği
Celal demiş ki:

 

 sahjdkasd:D ahahasddkjşsad:D çok ıı olmus:D

08.09.2013 02:59 AM
Gökhan
Marmara Üniversitesi | Makine Mühendisliği

 bide yemekleri güzel olsa iyi ülke aslında ama midesizler abi ya 

08.09.2013 03:00 AM

Her Türk Japon doğar, başbakan haklı. 

08.09.2013 03:05 AM
Gökhan demiş ki:

 bide yemekleri güzel olsa iyi ülke aslında ama midesizler abi ya 

 Çevreye adaptasyondan kaynaklı. Yaşadıkları yerde bizimki gibi bolluk yok o yüzden o kültür öyle. Adamlar köpek balığına talim edip, suşi diye yemek çıkarmışlar. 

Son Düzenleme: Umut @ 08.09.2013 03:05
Bu mesajı
2 kişi beğenmedi
08.09.2013 03:05 AM
Gökhan
Çukurova Üniversitesi | Makine Mühendisliği

Bu adamın başlıkları okuyunca aklıma eren erdem yazıları geliyo ama  kızma başlık sahibi arkadaşım:)

08.09.2013 03:08 AM
Gökhan demiş ki:

Bu adamın başlıkları okuyunca aklıma eren erdem yazıları geliyo ama  kızma başlık sahibi arkadaşım:)

bu sıralar ali şeriati takılıyorum ondan olsa gerek.