puan
idolümdür..
"kart sensin, postal da sana girsin" gibi bi cümlenin sahibi
Sular yükselince balıklar karıncaları yer.
Sular çekilince de karıncalar balıkları yer.
Kimse bugünkü gücüne ve üsyünlüğüne güvenmemelidir!
Çünkü kimin kimi yiyeceğine,'Suyun akışı' karar verir...
Gidene 'Kal' demeyeceksin.
Ginede 'Kal'demek zavallılara, kalana 'Git' demek terbiyesizlere
Dönmeyene 'Dön' demek acizlere, hakedene 'Git' demek asillere yakışır.
Kimseye hakettiğinden fazla değer verme yoksa değersiz olan hep sen olursun!
Düşün..Kim üzebilir seni senden başka?
Kim doldurabilir içindeki boşluğu sen istemezsen?
Kim mutlu edebilir seni, sen hazır değilsen?
Kim yıkar, yıpratır seni, sen izin vermezsen?
Kim sever seni, sen kendini sevmezsen?
Her şey sende başlar, sende biter...
Yeter ki yürekli ol, tükenme, tüketme, tükettirme içindeki yaşama sevgisini.
Hep hatırla: 'Çaresizseniz çare SİZSİNİZ!'
![]()
Benim icin nerde kalacagim onemli degil. Rahatca osurabilecegim bir yer olsun yeter.
seke seke ben gedim...
s.ke s.ke gidiyorum...
Sular yükselince balıklar karıncaları yer.
Sular çekilince de karıncalar balıkları yer.
Kimse bugünkü gücüne ve üsyünlüğüne güvenmemelidir!
Çünkü kimin kimi yiyeceğine,'Suyun akışı' karar verir...
Gidene 'Kal' demeyeceksin.
Ginede 'Kal'demek zavallılara, kalana 'Git' demek terbiyesizlere
Dönmeyene 'Dön' demek acizlere, hakedene 'Git' demek asillere yakışır.
Kimseye hakettiğinden fazla değer verme yoksa değersiz olan hep sen olursun!
Düşün..Kim üzebilir seni senden başka?
Kim doldurabilir içindeki boşluğu sen istemezsen?
Kim mutlu edebilir seni, sen hazır değilsen?
Kim yıkar, yıpratır seni, sen izin vermezsen?
Kim sever seni, sen kendini sevmezsen?
Her şey sende başlar, sende biter...
Yeter ki yürekli ol, tükenme, tüketme, tükettirme içindeki yaşama sevgisini.
Hep hatırla: 'Çaresizseniz çare SİZSİNİZ!'
Her gece, sanırım onbir buçuğa doğru,
bir uçak geçiyor üstümüzden.
Yolcu uçağı anlaşılan...
Beni bir ortaçağ yaşamına mahkum edenler
anlamıyorlar ki,
ben her gece, sanırım onbir buçuğa doğru,
üstümüzden geçen o uçağın bir parçasıyım.
İniş takımıyımi göstergesiyim, motoruyum, aklıyım.
Ve ben her gece, sanırım onbir buçuğa doğru,
bir kez daha anlıyorum ki,
HAKLIYIM!
MARE NOSTRUM
En uzun koşuysa elbet Türkiye'de de devrim,
O, onun en güzel yüz metresini koştu.
En sekmez lüverin namlusundan fırlayarak...
En hızlısıydı hepimizin,
en önce o göğüsledi ipi...
Acıyorsam sana anam avradım olsun,
ama aşk olsun sana çocuk aşk olsun!
anı .
izmir'de kıbrıs şehitleri caddesi'nde geçen bir öyküsünü duyduğum şair ve dobra adam.
hikaye şöyledir: can baba, bir takım hayranları ve arkadaşlarıyla bir yerlerde içer, sohbet eder. aynı grup, sabahın 5'i 6'sı gibi pek de kimsenin bulunmadığı kıbrıs şehitleri caddesinde yürürken, şair birden durur ve yere yatar. yanındakiler de aynı şeyi yaparlar. şair, gözlerini kırpmadan gökyüzüne bakmaktadır. hayranlardan birisi dayanamayıp sorar:
- baba, ne görüyorsun, bize de söyle...
üstad, gözlerini gökyüzünden hiç ayırmadan, ondan ulvi ya da şairane bir cevap bekleyen vatandaşa şöyle cevap verir:
- çok sarhoşum, .mına koyim...
anı. Alıntı
cemal süreya ile aralarında şöyle bir diyalog geçmiştir. bir meyhanede içilmektedir, can baba ekibe sonradan katılır ve cemal süreya'yı görür
c.y: oo darphane müdürü de burdaymış.
c.s: evet darphane müdürlüğü yaptım ama istifa ettiğimde üstümü iyice silkeledimki hiç altın tozu kalmasın üstümde, hem sen de bakan oğlusun.
c.y: evet bakan oğluyum ama benim şiirimden başka hiçbirşeyim yok.
c.s: şiirin varda sanki ele gelir birşey mi yazdın.
can baba iyiden iyiye sinirlenerek cemal süreya'ya şöyle karşılık verir:
c.y: bende senin eline gelecek başka birşey var, veriyim mi? ister misin?
uzunca bir sessizlikten sonra ortamı yine cemal süreya yumuşatır. cemal süreya elini ileri doğru uzatarak şöyle der:
c.s: ver ulan.
bunun üstüne can yücel ayağa kalkar, meyhanedeki kalabalığı hiç umursamadan pantolonun önünü açar ve malafatı çıkarır. cemal süraya bir süre baktıktan sonra şöyle der:
c.s: hiç değişmemiş ulan. hala aynı.
can baba gür bir kahkaha atar ve karşılık verir:
c.y: değişmez tabii. niye değişsinki.
bu gerçekten yaşanmış bir diyalogmuş, kaçak yayın dergisinin ağustos sayısında vardı yanlış hatırlamıyorsam.
Her Şey Sende Gizli
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...
Can Yücel
