puan
bilmelisin ki ...
duvarda asili diplomalar insani insan yapmaya yetmez.
bilmelisin ki ...
ask kelimesi ne kadar çok kullanilirsa, anlam yükü o
kadar azalir.
bilmelisin ki ...
karsindakini kirmamak ve inançlarini savunmak arasinda
çizginin nereden geçtigini bulmak zor.
bilmelisin ki ...
gerçek arkadaslar arasina mesafe girmez. gerçek
asklarin da!
bilmelisin ki ...
tecrübenin kaç yasgünü partisi yasadiginizla ilgisi
yok, ne tür deneyimler yasadiginizla var.
bilmelisin ki ...
aile hep insanin yaninda olmuyor. akrabaniz olmayan
insanlardan ilgi,sevgi ve güven ögrenebiliyorsunuz.
aile her zaman biyolojik degil
bilmelisin ki ...
ne kadar yakin olursa olsunlar en iyi arkadaslar da
ara sira üzebilir. onlari affetmek gerekir.
bilmelisin ki ...
bazen baskalarini affetmek yetmiyor. bazen insanin
kendisini affedebilmesi gerekiyor.
bilmelisin ki ...
yüreginiz ne kadar kan aglarsa aglasin dünya sizin
için dönmesini durdurmuyor.
bilmelisin ki ...
sartlar ve olaylar, kim oldugumuzu etkilemis olabilir.
ama ne oldugumuzdan kendimiz sorumluyuz
bilmelisin ki ...
iki kisi münakasa ediyorsa, bu birbirlerini
sevmedikleri anlamina gelmez. etmemeleri de sevdikleri
anlamina gelmez.
bilmelisin ki ...
her problem kendi içinde bir firsat saklar. ve
problem, firsatin yaninda cüce kalir.
bilmelisin ki ...
sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pismanligin uzun yillar
sürüyor.
can yücel
seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?
elin elime degmeden avuclarımı terleten sıcaklıgını taa icimde hissetmek.
seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?
''seni seviyorum'' sözcügü dilimin ucunu ısırırken her konusmamızda bos yere saatlerce havadan sudan söz etmek.
seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?
aynı seyleri seninle aynı anda düsünmek birlikte aglamak gülmek. ve buradayken bile seni cılgınca özlemek.
seninle olmanin en acı yanı ne biliyor musun?
seni hic tanmadıgım bir sürü insanlarla paylasmak. senin yanında olan seninle konusan herkesi cocukca kıskanmak.
seninle olmanın en mutlu yani ne biliyor musun?
tanıdık birileriyle karsılasma tedirginligi ile yollarda yürümek yan yana...
elimdeki semsiyeye inat yagmurda ıslanmak birlikte. elimde kırcicegiyle seni beklemek... ayni mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.
seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?
sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak...
okudugum kitabın sayfalarında dinledigim sarkıların türkülerin siirlerin her mısrasında seni bulmak.
seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?
seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattıgım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek...
sevgili yerine yıllarca dost kalmayı basarmak. yalın ayak yürümek bıcagın en keskin yerinde. kanadıkca tuz yerine gözyaslarımı basmak yüregime.
seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?
nereden bileceksin? sen benimle hic olmadın ki. olsaydın avuclarım terlemezdi... isırmazdım dilimin ucunu... özlemezdim seni yanımdayken... kıskanmazdım. korkmazdım yollarda yürümekten. islanmazdim yagmurlarda... yıldızlara aya dert yanmaz böyle her sarkıda sarhos olmazdım.
korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize...
ve her kulacta haykırırdım seni
ama sen hic benimle olmadin ki...
ya aklin baska yerlerdeydi ya yüregin...
can yücel
iki liseli arkadaş, liseyi bitirdiklerinde yurt dışında eğitimlerine
devam etmek üzere yıllardır harçlıklarını biriktirmişler. bu
birikimlerini yıllarca her şeyden mahrum kalarak, fedakârlıklar
göstererek yapmışlar.
liseyi beraber bitirdiklerinde milli eğitim bakanını ziyarete gidip,
yurtdışında okumaya gönderilmelerini talep etmişler. ancak, bakan
gençlerden birini dışarı çıkartmış ve içerdekine,
- seni gönderebilirim, ama arkadaşını gönderirsem dedikodu olur "oğlunu
gönderdi derler" onun için onu gönderemem der.
bu durum dışarıdaki öğrenciye de söylendiğinde, durumu algılamasının
ardından arkadaşına,
- madem öyle benim biriktirdiğim parayı da sen al, hiç olmazsa
biriktirme amacımı kısmen gerçekleştireyim, der ve yıllardır
fedakârlıklarla biriktirdiği tüm parayı arkadaşına verir.
evet, bu milli eğitim bakanı hasan ali yüceldir. dedikodu olmasın diye
göndermediği oğlu ise, bugünün ünlü şairi can yücel dir.
arkadaşı, isviçre`ye gider ve burada tıp eğitimi alır. o kadar başarılı
olur, o kadar başarılı olur ki, dünyada o`nun adını duymayan bir tıp
adamı kalmamıştır.
bu profesör türk olduğunu her fırsatta haykırmış, kendi icat ettiği,
tasarladığı ameliyat aletlerine; ayşe, ceylan, leyla, eşek semeri gibi
türkçe isimler vermiş ve konusunda ki her tıp adamı bu isimleri
kullanmaya başlamıştır.
tahmin edeceğiniz üzere bu kişi türkiye de bir hastane açmak istemiş ama
türk bürokrasi duvarını aşamamış ve halen bunu gerçekleştirememiştir.
oysa isviçre; ülkede 60 yaşını aşan doktorlara ameliyat izni
verilmemesine karşılık iki sene üst üste yasalarını değiştirerek ona bu
hakkı tanımıştır.
bu ünlü cerrah sonunda türkiye de tüm üniversitelerimizden takdir
edildi ve cumhuriyet tarihinde ilk kez, tbmm tarafından "onur madalyası" aldı.
bu kişi; profesör gazi yaşargildi.
şair can yücel`in oğlu, yeni can yücel doktor olarak mezun oldu
ve babası onu can arkadaşı gazi yaşargil`e gönderdi. o da onu beyin
cerrahı olarak yetiştiriyor. şu an doç. dr. yeni can yücel... emeğime saygı not: kendim derledim..!?
çok seviyorum ben onu =)
bende :)
Göte göt denir mevzusu şöyledir yanlış hatırlamıyorsam.
Can Baba milletvekillerine bir şiirinde açıkca göt demiştir ve haliyle mahkemelik olmuştur. Sonra savunma için hakim karşısında çıkar, elinde de TDK sözlüğü vardır;
Can Baba: Bakıyoruz hakim bey TDK sözlüğünde "Popo" diye bir kelime var mı, hmm yok. Bir de "Göt"'e bakıyoruz evet gördüğünüz gibi "göt" var. Demekki bu memlekette göte göt deniyormuş :D
Yazıldı mı görmedim bide şöye bişiler var;
Can Yücel'le bir bayan muhabir röpörtaj yapıyor;
a: Can bey kadınlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
Can Baba: düşünmüyorum, s.kiyorum
bide şu vardı.
a: Can Baba ülkedei sağ-sol olayları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Can Baba: bu ülkede sabah uyandığında şeyin sağdaysa sağcı, solda ise solcusundur.
a: peki sizin ki ne yönde?
Can Baba: ileride daima ileri de
xD
başka türlü bir şey benim istediğim
ne ağaca benzer, ne de buluta
burası gibi değil gideceğim memleket
denizi ayrı deniz,
havası ayrı hava..
bir başka yolculuk dalından düşmek yere
yaşadığından uzun
bir tatlı yolculuk dalından inmek yere
ağacın yüksekliğince
dalın yüksekliğince rüzgarda
ve bir yeni ömür
vardığın çimen yeşilliğince
nerde gördüklerim
nerde o beklediğim
rengi başka
tadı başka..
ha birde normalde küfürden acayip rahatsız olan bir adamım ama bi küfür bi insana bu kadar yakışabilir. Hayatta olsaydı da ana avrat sövseydi :D
ha birde normalde küfürden acayip rahatsız olan bir adamım ama bi küfür bi insana bu kadar yakışabilir. Hayatta olsaydı da ana avrat sövseydi :D
kesinlikle ;)
ha birde normalde küfürden acayip rahatsız olan bir adamım ama bi küfür bi insana bu kadar yakışabilir. Hayatta olsaydı da ana avrat sövseydi :D
